27 Haziran 2016 Pazartesi
Doğanay Dostluğu
Şöyle bir düşünüyorum da ne çok şey değişti hayatımda.. Bunlardan biri de yazlığımızın olmasıydı. Değişiklik diyorum çünkü büyük bir olaydı. Annemle babamın arkadaşlarından ise "çocuklar için çok iyi fırsat kaçırmayın" sözünü duyardım hep. O zamanlar pek anlam veremezdim ben hem yeni arkadaşlara ne gerek var ki ? diye düşünürdüm. Kısacası yazlık fikri beni korkutmuştu. Yeni bir çevre, yeni arkadaşlıklar nasıl olacaktı? Aman Allahım !
Ne yapıp ne edip 'Doğanay Sitesi' nde ev tutulmuştu. Daha doğrusu babamın en çok orası hoşuna gitmişti. Zaten aslında uzun zamandır gidip geldiğim yazlıklardan biriydi burası da neyse işte. Allahtan kardeşim vardı yanımda onunla vakit gećiriyorduk. Halı sahada top koşturmuşluğum ve penaltı çekmişliğim bile var :) Kardeşim sonra yavaş yavaş arkadaş edinmeye başlayınca ben tek kalmıştım :( Neyseki babam bisiklet sürmeyi öğretmişti artık arkadaşım oydu.. Açardım müzik bütün sitenin etrafında yoruluncaya kadar dolaşırdım.
Günlerden bir gün 'Merhaba birlikte bisikletle dolaşabilir miyiz?' diye bir ses geldi birinden o gün bugündür hiç ayrılmadık Helin'le.. Arkadaş olduk önce sonrasında Naz'la tanıştırdı beni. Sonradan gruba dahil olan Şevval ve Ezgi... Hiç ama hiç kopmadık birbirimizden..
Geriye dönüp baktığımda ne çok şey yaşadık birlikte.. Su savaşları yaptık, sahilde ateş yaktık, halı saha maçlarını izlememiz, bangır bangır müzik açıp oynamamız, havuz kenarındaki kapının aniden kapanıp hepimizin ayrı yönlere dağılıp bağırmamız ve daha bir sürü olay... Bunların yanında kavgalarımız olmadı mı ? Tabi ki oldu fakat biz onların üstünü kapatıp gülüp eğlencemize baktık. Güldük, eğlendik, ağladık hepsinde de birbirimize destek olduk.
Hani çoģu insanın iyi ki kullanımı vardır ve hayatınızda onlar olunca yeni bir dönem açılır. En büyük iyi ki'm onlarla tanışıp hepsiyle ayrı ayrı dost,kardeş olmamız. Sözde yazlık arkadaşları fakat artık öyle bir noktaya geldi ki 'yazlık' kelimesinden çıktı ve benim her anımda onlar var. Biliyorum ki her zaman görüşemezsekte görüştüğümüz an her şey kaldığı yerden, aynı güzellikte devam eder :) Ne büyük şans benim için..
20 Haziran 2016 Pazartesi
Kurusıkı Tiyatro
Kurusıkı oyunu; herkesin başına gelebilecek basit bir kaza çığ büyürse neler olur, onu anlatan bir tiyatro oyunu. Aslında iyi olarak bildiğimiz fakat içinde kötü olanı da barındıran gerçeklerden de bahsediyor diyebiliriz.
Böyle olunca şimdi konu güzel, ee bir gerçek daha var ki konudan da güzel olan oyuncular.. 'Gitmeye değer' dedim ve aldım bileti.
Oyuncu kadrosunda; Mete Horozoğlu, Bihter Dinçel, Bülent Alkış, Selen Uçer ve Beyti Engin var. Hepsini ya dizilerden ya da filmlerden tanıyoruz aslında.
Şimdi bana soracak olursanız oyuncuları televizyon dizilerinden veya filmlerde izlemek mi daha keyifli yoksa tiyatro sahnesinde canlı izlemek mi? diye benim tercihim tiyatro sahnesi olur. Hem tiyatro sahnesindeyken oyuncuları yakından görmek, rollerini yaparken o karakteri oyuncu ile yaşamak, duygu değişimlerini izlemek bile o kadar etkiliyor ki insanı.. İşte o yüzden tiyatro ! :)
Kurusıkı'ya gelecek olursam oyun gerçekten ters köşelerle dolu ve seyircileri de şaşkına uğrattığı bir gerçek. Güncel konulardan da göndermeler yaparak 2 saatlik, bol gülmeli bir tiyatro oyunu.
Oyunculuklara gelecek olursam oyunda kilit nokta Beyti Engin gözükse de onun dışındaki oyuncuların hepsi iki karakteri birden canlandırıyor. Karakterler arasındaki geçişleri ve bunu seyirciye aşırıya kaçmadan ustalıkla kıvırdıklarını söyleyebilirim. Başka bir keyifli nokta ise sahnede oyuncuların kendi aralarında eğlenip, bu eğlenceye seyircileri de kattıkları gibi bir gerçekte var. Ben açıkçası çok eğlendim. Hatta salondaki seyircilerin güzel tepkilerini görünce oyunculardan daha çok sevindiģimi söylemeliyim. Bir nevi salon analizide yaptım. :) Oyuncuların sahneden verdiği güzel enerji seyirci tarafından da güzel karşılandı ve oyun sonunda bütün salon ayakta alkışladı. Ama artık daha fazla oyundan bahsetmeyeyim diyorum olur da seneye devam ederse sürprizi kaçmasın. Yeni sezonda yakalarsanız bence gidin. Yakalayamazsanızda oyuncuların teker teker canlı performanslarını izleyin. Tiyatro insanın ruhuna iyi geliyor :)
Uzun lafın kısası izlediğiniz oyunlar aslında sizi ve yaşantınızı yansıtıyor karşıya. 'Kurusıkı' benim için o oyunlardan biriydi. Başroldeki isimler aslında bizim yaşantımızda yer bulmuş sihirli kahramanlar.. O sihirli kahramanlarda kendinizden iz'ler bulursunuz hatta daha çok hikaye dinlemek istersiniz değil mi? Ben işte o sihirli kahramanımı buldum. Kim dediğinizi duyar gibiyim sanki. Selen Uçer... Ve sizlerin huzurunda bir kez daha bize yaşattığı her an için kendisine teşekkür etmek istiyorum:)
Not: Uzun zamandır buralarda yoktum. Sanırım nazar değdi yazamadım hiç birşey :( Neyse bu yazıyla birlikte bloguma geri dönmüş olayım en iyisi.
Haydi o zaman görüşmek üzere diyelim mi? Çünkü haftaya pazartesi seni bekliyor olacağım. Kendine iyi bak :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




