22 Ağustos 2016 Pazartesi

Yaz Dizileri

Merhaba arkadaşlar :) Nasılsınız ? Valla benim bu aralar ruh halim birdenbire değişebiliyor. Henüz çözebilmiş değilim ama onun dışında gayet iyiyim :) Bugünkü yazı konum yaz dizileri ve oyuncu uyumsuzluğu... Kendimce çıkardığım sonuçları sizlerle paylaşacağım. Umarım beğenirsiniz ve aynı fikirde değilseniz bile küçük bir yorum atarak birbirimiz ile güzel bir paylaşım yapmış olabiliriz diye düşünüyorum. Sizce de öyle değil mi ? :)


Yazın başlamasıyla birlikte televizyonlarda yaz dizilerinin tanıtımları dönmeye başlıyor ve bana kalırsa yaz dizilerinin yeri biraz daha farklı. Çünkü yazın başlamasıyla birlikte ekranlarda daha çok Ege dizileri ve çoğunlukta Bodrum,İzmir gibi yazlık bölgelerde diziler çekiliyor. Tabi senaryolar değişmese de çekim yerleri İstanbul'dan uzak bir yer seçiyorlar. Fakat şöyle bir durum var. Yaz dizilerinin çoğu kış sezonuna da kalmıyor. Çoğu reyting canavarına yeniliyor..


Nedeni aslında çok basit. Bu sadece benim fikrim. Sizede tabi ki düşüncenizde saygı duyar, hürmetimi gösteririm.


Bir dizi izlerken oyuncular arasındaki uyuma bakarım aslında. Eğer böyle izleyebileceğim bir dizi çıktığında da bir güzel keyiflenirim. Fakat bu seneki yaz dizilerinin hepsinde nedense başrol oyuncularından kaynaklı bir uyumsuzluk var nedense. Yakıştıramamışlar oyuncuları birbirine... Ki o uyumu ve birbirleri arasındaki enerjiyi yakalayamayanlar zaten teker teker final yazısını görüyor. Her ne kadar dizi içinde güzel isimler olsa bile kurtaramıyorlar diziyi ona yanıyorum ben..


Yani ben böyle düşünüyorum sevgili blog okuyucularım. :) Bir dahaki yazıda görüşmek üzereeeee kendinize iyii bakınnn :)


15 Ağustos 2016 Pazartesi

Yeni Tiyatro Ödülleri 2016




Bir gün öncesinden yengemle birlikte Eminönü - Sirkeci programı yapmıştık. Tabi annemde rahat durur mu ? Bütün işlerini iptal edip benim peşimde programımıza dahil oldu. Yengemin hem okul için hem de aile kahvaltısı için doğum günü süsü alması gerektiğinden ilk o işleri hallettik.  Neyseki alınacaklar çabuk bulundu da ben sıcaktan eriyip bitmeden ilk işimizi halletmiş olduk. Ama annem oraya kadar gitmişken kumaş almadan durur mu ? Tabi ki hayııır :) Sirkeci’ye geçip ordan oraya azcıkta söylene söylene bir o yana bir de bu yana savrulup durdum. Bakın asla gezmede bir problem yok ama kalabalık ve sıcak eklenince bendeki işler değişiyor. Zaten bilen bilir alışverişi ve o dükkandan bu dükkana sürüklenmeyi sevmem ama sabrettim napalım :) 


Yemekler yenildi annemin kumaşları alındı ve tabi ki tatlılarda yenildi. (Valla alışverişe sırf tatlı yiyebilmek için katlandığımı da ekleyeyim.)


Şimdi ödül töreni nerede diyorsunuz? 


E biraz sabredin. Biz o kumaşçı, bu ip şu dantel derken daha doğrusu annemle yengem bakarken ben çoktan farklı alemlere dalıp gitmiştim. Nedenini hemen söylüyorum; Sezgi mesaj atıp Yeni Tiyatro Ödül Töreni var ‘Bütün Kadınların Kafası Karışıktır’ ekibi ve Selen Hanım ödüle aday. Yeni bir oluşum olduğu için arayan herkes gidebiliyor sanırım müsaitsen hem gidelim hem destek olalım dedi. Ben bunu duyunca rahat durur muyum? Direk telefona sarıldım ve verilen numarayı aradım. Sorun kalmamıştı tek annemle babam vardı sormam gereken ve onlarada olur gözüyle bakıyordum açıkçası. Fakat o kadar kendimi kaptırmıştım ki ödül törenine gideceğim diye kafamda saçımı nasıl yapsam? Hangi kıyafeti giysem bu sefer? Makyajda sorun olmaz zaten hafif yapıyorum diye düşünmeye başlamıştım.


Bakırköy’e geçtik ama nasıl geçtim onu bir de bana sorun ! Telaş ve heyecan eşittir ben :) Vakit kaybetmeden pııırr annemle kuaförün yolunu tuttuk. Eve gelip makyajımı yapıp, çantamı hazırladıktan sonra kendimi dışarıya attım. Çünkü asıl olay şimdi başlamamıştı.


Fulya Sanat Merkezi… Nasıl gideceğimizi bile bilmiyordum. Neyse ki Kurtuluş tarafında oturan arkadaşıma ulaştım. Sağolsun Teşvikiye’de çalıştığı yerde karşıladı ve yürümeye başladık.


Zorda olsa yeri bulduk. Allahım şükürler olsun :) Salona girmeden önce ödüle aday olanlarla kısa bir söyleyişi gerçekleştiriliyordu. İkimizde yorulmuştuk bir de kameralardan saklandık :) Biraz ortalığın sakinleşmesini bekledik ve arkasından salona geçtik. 


Salonun atmosferi çok etkileyiciydi açıkçası. Her taraftan bir oyuncu fışkırıyordu ama daha biz ne Selen Hanım’ı ne de ekibini görebilmiştik. Beklemekten başka çare yoktu. Yavaş yavaş program başladı. İlk mini konser, açılış konuşması,yitirdiklerimiz derken başka konuşmacılarla ödül töreni devam etti. Sonra bir ara Beşiktaş marşı çalmaya başladı. Bende marşı bildiğimden eşlik ettim salondaki Beşiktaşlılara :)


Küçük bir not: Ben Beşiktaşlı değil Galatasaraylıyım fakat teyzem ve kuzenim sayesinde bir marşlarını öğrendim. Salonda o sevdiğim marşta çıkınca eşlik ettim bu kadar. Bir nevi durduramadım kendimi :)


Ödülere aday olanların önce kısa tanıtımıyla birlikte kazanan açıklandı. Her kategoride alkış yaptık ama biz asıl heyecanı kendi kategorilerimiz gelsin diye geri sayım yaptık. Kendi kategorilerimiz derken Bütün Kadınların Kafası Karışıktır'ın aday olduğu tabii.. Ekibi de Selen Hanım kadar benimsedik.

- Hadi son 3 kategori az kaldıı ablaaağğğğ 
- Bir kategori daha bittii valla geldi sıra.. 
- Aman Allahım son 1 ! 

Derkeeeeeeeen nihayet ‘Bütün Kadınların Kafası Karışıktır’ ekibinin aday olduğu ödüllere gelmiştik. Allahım bu nasıl bir heyecan böyle ? Yok valla yerimde duramıyordum. Tanıtımlar döndükçe tüylerim ürpermeye, yüreğimiz pır pır etmeye başlamıştı bile. Tabi ki alkışımızı da esirgemedik. Bütün Kadınların Kafası Karışıktır ekibinden Şebnem Sönmez ödül aldı fakat kendisi Ankarada turnede olduğu için ödülünü oyunun yönetmeni Selen Uçer aldı. 



Aslında öylesine heyecanlı bir gündü ki çok karışık duygular yaşadım o akşam. En çok saygı duyduğum tabi ki koskoca bir emek olması. Selen Hanım'ın nasıl yazmaya başladığından, oyuncu arkadaşlarını nasıl seçtiğine, okuma provaları ve sahneye koyma süreci derken söylediği her cümle aklıma geldi ve daha güçlü alkışladım. Onun adına hem gururlandım hem de çok mutlu oldum :) Tabi bir de oyunun bu kadar sevilmesi, ödüllere aday olması bile o kadar gurur verici ki.. Selen Hanım’ı sevip takip ediyoruz ama yaptığı bu işte ilk defada olsa yakından destek olmak bizi mutlu etti açıkçası :)


Aşağıdakilerde çektiğimiz fotoğraflar :)







Haydi bakalım haftaya görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın :)



















8 Ağustos 2016 Pazartesi

Hayat sen plan yaparken karşına çıkan şeymiş..


Herkese kucak dolusu merhabaa :) Nasılsınız bakalım ? Umarım iyisinizdir. Geçen hafta annemlerin seyahate gitmesiyle birlikte bende 3-4 gün sonra kendimi Şevvalciğimin yoğun isteği üzerine yazlığa kaçtım. Kaçmam bir şeye yaramadı burası da çok sıcak kış gelse de üşüsem diye bakıyorum artık:)




Hayat sen plan yaparken karşına çıkan şeymiş ciğerim. Ali,Meliha, çocuklar hepimiz aynı yolun yolcusuyduk. Kimimiz ayrı düşmüştük kimimiz hiç ayrılmayız sanıyorduk... İşte bir dizi böyle başlamıştı.

Canım Ailem...

Yeşilçam tadındaydı. Sevgi, emek, aşk, kardeşlik, sadakat, samimiyet bir dizide toplanmıştı ikinci bir defa. İlki Perran Kutman'ın Hayat Bilgisi ikincisi ise bu diziydi benim için. İlk bir kaç bölüm izlememe rağmen Meliha karakteri beni çok etkilemişti. Yani diziye başlamamdaki en büyük etkenlerden biri aslında karakterlerin kendi içinde olan hikayesi. Meliha karakterini canlandıran Şebnem Bozoklu...

Kendimi o kadar kaptırmıştım ki Canım Ailem'e.. Her Çarşamba evime davet ediyordum ayrıyetten televizyon başında (sanki beni duyuyorlarmış gibi) konuşuyordum. Annem ve babam bu konuşmalarımdan dolayı deli ilan etmişti ! :) Varsın deli olayım ne olacaktı ki? Ben kendi ailemden bilmiştim bütün oyuncuları :) Hoş dizi değildi bence çünkü ben o karakterlerin hepsini bir bir yaşadım kendi içimde belki de o yüzden bu kadar çok benimsedim birdenbire diziyi de..

O kadar Canım Ailem ve Meliha (Şebnem Bozoklu) diye yatıp kalkıyordum ki canıma tak etmişti. Ben bir şekilde ayarlayıp o sete gidecektim. Önce dizinin senaristine Selin Tunç'a ulaştım sonrasında da beni yönlendirmesiyle birlikte Reji Koordinatörü'ne ulaştım. Sağolsun o da hemen konuşmamızın 2.haftasında ayarladı.

Şunu çok iyi hatırlıyorum. Bizimkiler Antalya'da tenis turnuvasına gitmişti tabi annemde arkadaşlarıyla birlikte olabilmek için. Küçükbabannem bizde kalıyor. E o zamanlar daha küçüğüz sanırım lise 1 veya 2'deydim. Hiç kimseye de hiçbir şey söylemedim böyle bir organizasyon yaptığımı.. Sadece ayarladığım zaman teyzeme rica ettim beni sete götürmesi için :)

Sete gittiğimdeki o heyecanımı hatırlıyorum. Ne güzeldi öyle ! Heyecan yaptığımda ben susmayı tercih ediyorum belkide öyle sakinleştiriyorum kendimi bilmiyorum. Bir yandan ise ne söyleyeceğimi kafamda kurguluyordum ki öyle de oldu söyledim hepsini. Sete gittiğimi düşündükçe de sus pus olmuştum. Tabi bu heyecan durumumu teyzem anladı :))

Amacıma ulaşmıştım. İnanamıyordum ki kendime. Başarmıştım ! Setteydiiiim :)

Sesim gene kendime yabancıydı. Kalp çarpıntım vardı ama konuşabiliyordum. İlk Funda Eryiğit'le karşılaştım. Biraz sohbet ettikten sonra Şebnem Bozoklu'yu sordum. Geleceğini söyledi gülümseyerek. Dizinin yönetmeni de hazırda bekliyordu gidip onunla da görüştüm sohbet ettim. Daha önceden bir konuşmuşluğum olduğu için fazla zorluk çekmedim. Dediği gibi 5 - 10 dakika sonra Şebnem Abla ve diğer oyuncular arabalarla çekimden geldiler.

Şebnem Bozoklu nam-ı değer Meliha ile karşılaşmamız sonunda gerçekleşmişti. O kadar neşeli ve sıcakkanlıydı ki kendimi sonrasında ona sarılırken buldum. İzin istedi benden hazırlanıp tekrar bir çekim var evde deyip bu sefer bende (o kadar gelmişim) çekimi izleyeyim dedim. Nerdeyse bütün bir gün oradaydım. Setteki herkeste sanırım bana bakıyordu gülümseyerek. Neyse o durum bile güzeldi.

Sonrasında bütün dizideki oyuncuları gördüm ve sohbet ettim. Ezgi Mola, Sezgi Mengi, Ozan Güven, İlker Aksum, Uğur Yücel... Hepsi ayrı ayrı ilgilendiler hele ki Sezgi Mengi,Şebnem Bozoklu ve Ezgi Mola o kadar utangaçlardı ki diziyi neden bu kadar çok sevdiğimi orada olan oyuncularla konuşarak daha iyi anladım. Tamamen samimiyet... Ego hiç kimsede yoktu ve set ortamı çok huzurluydu. Ekrandan o güzel enerjiyi almışım ki beni taa sete kadar sürüklemişti.

Sette bitmişti artık orada olan 5-6 tekrardan sonra hemen akşamında başka bir yere geçeceklerini öğrendim. Bir de şansıma dizinin biteceğini de öğrendim :( Eve geçmeden önce tekrar bir Şebnem Bozoklu'nun yanına uğrayıp eve geçtim. E sonuçta onun için oraya gitmiştim :)

Şimdi hatırlamıyorum ama ya akşamında ya da ertesi gün fotoğrafları koyduğumda herkes bir şok geçirdi. Annemler başta olmak üzere onların arkadaşlarına kadar arandım. 'Nasıl sete gittin, nasıl oldu' sorularıyla birlikte en baştan tane tane anlatarak soran herkese anlattım. İnanamadılar...

E ekrandan bile olsa o güzel duyguları bana yaşattıkları için sete gidip o havayı onlarla birlikte solumam gerekiyordu değil mi?

Gittim, gördüm ve yaşadım. İyi ki de yaşamışım diyorum. Eğer gitmeseydim gerçekten pişmanlık duyardım.

Her şeyin bir sonu olduğu gibi o dizide bitti. Ama benim için bitmedi. Seneler geçmesine rağmen ilk günkü heyecanla izleyeceğimi biliyorum. Benim için Şebnem Bozoklu Meliha olarak kalacak. Kim ne derse desin :)

Haftaya bir diğer yazıda görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın :)