Bir an düşünün. Karşınızda fotoğraf makinesi ve yaşadığınız anı kayıt alıyor. Ve sonra bir ses; çıkırt...
Peki bu anın sizin hangi anınız olmasını isterdiniz?
Bana sorarsanız bundan 5 - 6 sene öncesine geri dönmek isterdim. Dedemin yanında olup onun şakacı hikayelerini dinlemek, yılbaşında çam ağacını süsleyip bizleri beklemesini, bütün aile birlikte olunca da keyiflenip bizimle birlikte oynamasını tekrar tekrar yaşamak ve kayıt altına alınmak isterdim. Ama tabi bu sefer her anın daha fazla kıymetini bilerek ve içime sindirerek... Aslında her insan büyümek ister ya bir 18'ime geleyim şu olacak bu olacak derken aslında değişen bir durumun olmadığını, sadece sevdiklerinin kıymetini onlar bu dünyadan göçüp gitmeden değerinin bilinmesini öğrendim ben... Hayatın koşturmasına fazla dalmadan yanınızda olan büyüklerinizle vakit geçirin. Onları mutlu edin. Hatta 5 dakika bile olsa yanlarına uğrasanız onları dünyanın en mutlu insanı yapabilirsiniz. Valla benden söylemesi :)
Sizlere beni en etkileyen tiyatro oyunundan bahsetmek istiyorum. Karaköy / İkinciKat tiyatrosunda oynanılan 'Poz' oyunuydu. Oyuncuları ise; Selen Uçer, Esra Dermancıoğlu, Gülce Oral ve Banu Çiçek Barutçugil'di. Konusu kısaca şöyle; Ölen bir gazetecinin çekmiş olduğu 'ahlak'sızca bir fotoğrafın derinlerini arkasında bıraktığı 4 kadın üzerinden tartışmasıydı.
Öncelikle hem oynanılan mekan hem de oyuncuların performansları o kadar etkileyiciydi ki... İkinciKat aslında bir cep tiyatrosu. Ben sürekli tiyatro oyunlarını büyük sahnelerde izlediğim için cep tiyatrosuna gitmiş olmak benim için ilk olacaktı. Gittiğimde ise inanamadım... Sahneyle koltuklar iç içeydi. Bana verdiği izlenim ise oyuncular sanki evlerinde seyircileri ağırlıyor gibiydi. Öylesine samimi bir ortamdı anlayacağınız.
Aslında beni en çok Esra Dermancıoğlu'nun performansı şaşırttı. Neyse neyse beni şaşırtmasını bir kenara bırakıp en iyisi oyunculardan teker teker bahsetmek sanırım. Öyle daha iyi olacak çünkü hiçbirine haksızlık etmek istemem. Ben bu oyunu sanki Selen Hanım ile birlikte yaşadım. Öyle güzel duygu geçişlerini yaşayıp beni de etkisi altına aldı ki... Kahkaha attı, gözleri dolup ağladı, kendine şaşırdı, yeri geldi sinirlenip kızdığı da oldu tabi ama hepsinde de surat ifadem değişerek izledim hatta bir ara oyunu bölüp gidip sarılmak bile istemiştim. 'Ama siz harikasınız Selen Hanım' diye (tabi öyle birşey yapmadım) . :) Esra Dermancıoğlu'nun performansı da göz dolduruyordu. Arada gülümseten fakat ani sert çıkışlarıyla da 'harika' dedirten bir oyuncu. Gülce Oral ve Banu Çiçek Barutçugil ile ilk kez karşılaştım fakat onlarda öyle güzel rol yapıyorlardı ki oyuncuların birbirleriyle güzel bir uyum yakalaması çok hoş olmuş. Oyundan tüylerim diken diken olmuş bir şekilde ayrıldım yani o kadar etkileyiciydi...
Unutmadan tiyatro çıkışlarında Selen Hanım ile görüşme imkanı da bulabiliyoruz. Her anımız aslında öylesine güzel ve özel ki... Fakat öyle bir gün var ki hala etkisi altından çıkamadığım ve bir o kadar yüreğime kazınan... 18 Nisan Ataköy Yunus Emre çıkışı. Bu sefer oyuna girmeden Selen Hanım'ın çıkışını bekledik. Duygu halim karışıktı aslında hem tekrar görüşecek olmanın heyecanı içerisindeydim hem de bir o kadar sakindim. Kendisiyle de görüşmeyeli uzun zaman olmuştu. Neyse ki kısa bir beklemenin ardından Selen Hanım kulis kapısından çıktı. Bizim Selen Hanım'ın karşısına çıktığımız andaki şaşkınlığı, mutluluğu ve bir o kadar da özlemini hissettirmesi beni çok ama çok duygulandırdı ve mutlu etti. Senin gibi özel yürek tanıdığımız için gerçekten çok şanslıyız.
Haydi bakalım haftaya görüşmek üzere kendinize iyi bakın :)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder